Cinsel istek yaşam boyunca sabit kalan bir özellik değildir. Stres, uyku, ilişki dinamikleri, doğum, menopoz, hastalıklar ve kullanılan ilaçlar isteği geçici veya kalıcı olarak değiştirebilir. Bu nedenle “isteğim azaldı” ifadesi tek başına bir hastalık tanısı değildir.
Klinik değerlendirme, isteğin azalmasının kalıcı/tekrarlayıcı olup olmadığına, kişide belirgin sıkıntı oluşturup oluşturmadığına ve başka bir durumla daha iyi açıklanıp açıklanmadığına bakar.
ICSM 2024 konsensüsü, kadınlarda hipoaktif cinsel istek bozukluğunun (HSDD) cinsel uyarılma sorunundan ayrı değerlendirilmesini ve tanının yalnız anket puanıyla değil, klinik öyküyle konmasını önerir. [S13]
Düşük istek ile HSDD aynı şey değildir
Bir kişinin cinsel isteği düşük olabilir ama bundan rahatsız olmayabilir. Bu durumda yalnız düşük istek düzeyi hastalık olarak kabul edilmez.
HSDD değerlendirmesinde genel olarak şu üç unsur önemlidir:
- cinsel/erotik düşünce ve istekte kalıcı veya tekrarlayıcı azalma,
- bu durumun kişide klinik olarak anlamlı sıkıntı oluşturması,
- durumun yalnız başka bir hastalık, ilaç, ilişki sorunu veya geçici yaşam koşuluyla açıklanamaması.
Bu ayrım, kişiyi “normalden sapmış” gibi etiketlemek yerine gerçek tedavi ihtiyacını belirlemeye yardımcı olur. [S13]
Cinsel istek neden azalabilir?
Kadın cinsel isteği biyolojik, psikolojik ve ilişkisel faktörlerin birlikte etkilediği bir süreçtir.
Biyolojik etkenler
- menopoz ve genitoüriner menopoz belirtileri, - ağrılı cinsel ilişki, - kronik hastalıklar, - tiroid veya bazı endokrin bozukluklar, - depresyon ve bazı diğer ruh sağlığı sorunları, - yorgunluk ve uyku bozukluğu, - bazı ilaçlar.Psikolojik etkenler
- kaygı, - depresif belirtiler, - beden algısı, - geçmiş travma, - performans baskısı, - cinsellikle ilgili olumsuz inançlar.İlişkisel ve bağlamsal etkenler
- ilişki çatışması, - güven ve yakınlık sorunları, - bakım yükü ve yoğun stres, - partnerde cinsel işlev sorunu, - cinsel ilişkinin ağrı veya baskıyla ilişkilendirilmesi.Tek bir neden bulmak her zaman mümkün değildir. Birden fazla etken aynı anda bulunabilir.
Değerlendirmede hangi sorular sorulur?
ICSM, odaklanmış cinsel ve tıbbi öyküyü temel kabul eder. [S13]
Genellikle şu başlıklar değerlendirilir:
- İstek ne zamandır az?
- Her durumda mı, belirli partner/koşullarda mı?
- Kişi bundan ne kadar rahatsız?
- Cinsel uyarılma ve orgazm nasıl?
- Ağrı veya vajinal kuruluk var mı?
- Menopoz, doğum veya emzirme dönemi söz konusu mu?
- Hangi ilaçlar kullanılıyor?
- Depresyon, kaygı veya travma öyküsü var mı?
- İlişkide belirgin çatışma veya baskı var mı?
Fizik muayene her kişiye otomatik olarak yapılmak zorunda değildir; fiziksel yakınma veya klinik şüphe varsa anlam kazanır. [S13]
Hormon testleri herkese gerekir mi?
Hayır.
Cinsel istek azlığı için herkese geniş hormon paneli istemek kanıta dayalı bir yaklaşım değildir. Testler, öykü ve muayenede belirli bir endokrin veya sistemik sorunu düşündüren bulgu varsa seçilir.
Menopoz belirtileri, adet düzensizliği, tiroid hastalığı belirtileri veya başka hormonal yakınmalar varsa değerlendirme genişletilebilir.
Tedavinin ilk adımı nedir?
Tedavi, sorunun baskın nedenine göre değişir.
Örneğin:
- ağrılı cinsel ilişki varsa ağrının nedeni,
- vajinal kuruluk varsa menopoz/genitoüriner atrofi,
- depresyon varsa ruh sağlığı,
- ilaç yan etkisi düşünülüyorsa ilaç planı,
- ilişki çatışması baskınsa ilişki/çift terapisi
öncelikli olabilir.
Bu nedenle “libido artırıcı tek bir tedavi” yaklaşımı çoğu kişide yetersizdir.
Psikolojik ve cinsel terapilerin kanıtı var mı?
Evet. ICSM, HSDD’de cinsel terapi, bilişsel davranışçı terapi ve mindfulness temelli yaklaşımlar için kanıt bulunduğunu belirtir. [S13]
Bu tedaviler yalnız “sorun psikolojik” olduğu için kullanılmaz. Cinsel istek; dikkat, beklenti, stres, ilişki güvenliği ve beden algısı gibi faktörlerden etkilendiği için biyopsikososyal yaklaşımın parçasıdır.
İlaç tedavileri var mı?
Bazı ülkelerde seçilmiş kadınlar için HSDD tedavisinde ruhsatlı ilaçlar vardır. Flibanserin premenopozal kadınlarda, bremelanotid ise belirli hasta gruplarında kullanılan örneklerdir. Ruhsat durumu ve erişim ülkeye göre değişebilir.
Menopoz sonrası düşük cinsel istekte testosteron kullanımı bazı uluslararası kılavuzlarda seçilmiş olgularda değerlendirilir; ancak doz, güvenlik, izlem ve ülkedeki ruhsat durumu nedeniyle uzman değerlendirmesi gerektirir.
İnternetten veya kontrolsüz biçimde hormon kullanmak uygun değildir.
Menopozda istek azalması kaçınılmaz mı?
Hayır.
Menopoz cinsel isteği etkileyebilir ancak her kadında aynı sonucu oluşturmaz. Vajinal kuruluk, ağrı, uyku bozukluğu, sıcak basmaları ve yaşam koşulları cinselliği etkileyebilir. Bu nedenle yalnız “hormon düştü” açıklaması yetersiz olabilir.
Genitoüriner menopoz belirtileri tedavi edildiğinde cinsel konfor artabilir; ancak bu doğrudan HSDD tedavisiyle aynı şey değildir.
Partnerin rolü nedir?
Partner görüşmeye katılmak zorunda değildir. Ancak kişi isterse, ilişki dinamikleri ve cinsel iletişim tedavi planını anlamaya yardımcı olabilir.
Amaç bir partneri “sorunun nedeni” ilan etmek değil; cinsel isteği etkileyen bağlamı anlamaktır.
Sonuç
Kadınlarda düşük cinsel istek, ancak kişide belirgin sıkıntı yarattığında ve klinik bağlam içinde değerlendirildiğinde bir bozukluk olarak ele alınır. HSDD tanısı tek bir hormon değeri, anket puanı veya “normal ilişki sıklığı” üzerinden konmaz.
En sağlam yaklaşım; fiziksel, psikolojik, ilişkisel ve ilaçla ilişkili faktörleri birlikte değerlendirmek ve tedaviyi baskın nedene göre seçmektir. [S13]
Tıbbi editör: Op. Dr. Cem Özlük — Üroloji Uzmanı
